FUAT SAKA "LAZUTLAR"DAN İBARET DEĞİL...

Nasıl Carl Orff deyince “Carmina Burana”, Theodorakis deyince “Zorba”, Zülfü Livaneli deyince “Hey Özgürlük” adlı şarkılar geliyorsa Fuat Saka deyince ise aklımıza 1997 yılında yayınladığı ve Karadeniz müziğini yoz sanatçıların elinden kurtarıp devamını getirdiği “Lazutlar” serisi geliyor. Lazut kelimesi Lazcada “mısır” anlamına geliyor. Lazutlar albümünü dinleyince “Karadeniz “ müziği buymuş, yıllardır kandırılmışız diyesi geliyor insanın…

Fuat Saka 1997 yılında Lazutlar serisinin ilk albümünü yayınlıyor Karadeniz müziğini elektronik ses ve ritmden oluşan orgun etkisinden kurtarıp yeni yorumlar, ritmler karadenize özgü tulum, kemençe ve bunun yanısıra klarnet, elektro gitar, ilk defa kullandığı 12 telli gitar, bas gitar gibi yeni enstrümanlarla yeniden yorumluyor. Bunun yanında Karadeniz müziği külliyatına yeni besteler ekliyor. Böylece Karadeniz müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmayı başarıyor.

Fuat Saka adını Lazutlar serisi ve Karadeniz müziğiyle duymamız Fuat Saka’nın diğer tarzlarda yaptığı albümlerine haksızlık ettiğimiz hissini uyandırıyor. Fuat Saka’nın müziğinin Lazutlar’dan ibaret olmadığını görüyoruz arşivini ve müzik yolculuğunu inceleyince…

1952 yılında doğmuş, çocukluğu Trabzon'da bol şarkılı, türkülü bir evde geçmiş, ilk müzik eğitimini yaylı tambur çalan babasından alan Fuat Saka lise yıllarında Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne dışarıdan gelen arkadaşlarının ve Amerikalılar'ın yayın yaptığı Boztepe radyosunun etkisiyle Batı müziğine yöneliyor. Rolling Stones ve Beatles dinlemeye başlayan Fuat Saka akordeon, davul, bağlama ve gitar çalmayı öğreniyor. Liseden sonra Eğitim Enstitüsü okumak için İstanbul’a gelen Fuat Saka akşamları okul harçlığını çıkarmak için barlarda bateri çalmaya başlıyor arada Edip Akbayram ve Selda Bağcan’ın konserlerinde çıkıp kendi bestelerini seslendiriyor. 1979 yılına geldiğinde albüm yapacak kadar beste yapıyor ve 1980 askeri darbesiyle beraber ülkeye terk etmek zorunda kalan sanatçının profesyonel anlamda müzik hayatın Avrupa’da devam ediyor.

Fuat Saka Türkiye’de yarıdan kalan müzik yolculuğuna 1982 yılında Avrupa’da yayınladığı “Yıkılır Zulümün Tüm Kaleleri” adlı albümüyle devam ediyor. Albüm Ruhi Su’nun öncülük ettiği halk türkülerinin yeniden yorumlanmasıyla oluşan “Yeni Şarkı,Yeni Türkü” ekolünün sürdürücüsü niteliğinde şarkılar içeriyor. Albümde Nenni, Geyik Avı ve Mapushane Çeşmesi gibi türkülerin yanı sıra Sabahattin Ali, Ahmed Arif ve Nazım Hikmet şiirlerinden besteler bulunuyor. Avrupa’da bağlamanın yanı sıra kendi ev stüdyosunda Danimarkalı,Alman,Şilili,Yunanistanlı,Amerikalı, ve İrlandalı müzisyenlerle çalışma imkanı buluyor. “Ayrılık Türküsü” ve Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelediği “Kerem Gibi” adlı albümüyle özgün veya protest müzik diye nitelenen müzik tarzının ilk eserlerini verirken ondan sonra gelecek sanatçılara öncülük ediyor.

1987 yılında yayınladığı “Sevdalı Türküler” adlı albümünde halk türkülerini seslendiriyor. 1988 yılında, Türkiye’den Avrupa’ya göçü anlatan “Kenardaki Ray” abümünü yayınlıyor. Ardından 1991 yılında yayınladığı “Semahlar ve Deyişler” albümünde Anadolu’da söylenen semah ve deyişleri kendine has yorumuyla yeniden yorumluyor. “Şiirce” adlı albümünde Murathan Mungan, Yaşar Miraç, Atilla İlhan ve 13 Türkiyeli şairin şiirlerini besteliyor. 1994 yılında yayınladığı “Torik Balıklar Ülkesinde” adlı albümünde çocuklar için şarkı ve şiirler besteliyor. Ardından tiyatro sanatçısı Demir Gökgöl ile beraber Nazım Hikmet’in şiirlerinden oluşan şiir albümü hazırlıyor.

1998 yılında Karadenizden Akdenize geçiyor ve Akdenizin sıcağını ve müzik tarzını sergileyen bestelerin oluştuğu “Sen” adlı canlı kayıt yaptığı albümünü sevenleriyle paylaşıyor. “Lazutlar 3” albümünden sonra komşumuz Yunanistan’lı sanatçılarla ortak çalışarak “Lazutlar Livera” adlı albümünde Nikos Paoazoğlu’nun sevilen “Kaneis Edo Den Tragouda” ya da “Baglamadaki” olarak bilinen şarkıya Türkçe sözler yazıyor ve Yunanistanlı sanatçı Maria Farantouri ile beraber “Nesini Söyleyim” adlı şarkıyı yorumluyor. Bunun yanında albümde “Çakırcalı” isimli Ege Yöresinin “zeybek” tarzında eser veriyor. Hamburg’da geçirdiği sürgün günlerini “Bir Sürgünün Not Defteri” adlı albümde topluyor.

Yaptığı müziklerle bir kültür elçisi gibi çalışan Saka, uluslararası bir çok solo konser verdi ve Almanya, Fransa, Danimarka ve Türkiye’den birçok müzisyenle çalıştı. Müzik hayatını İstanbul - Hamburg - Paris üçgeninde sürdüren sanatçının grubu Alman, Amerikalı, Gürcü ve Azerbaycanlı müzisyenlerden oluşuyor.

Sanat hayatı “Lazutlar” ve Karadeniz müziğinden ibaret olmayan sanatçının yeni projelerini ve müzik tarzlarını sabırsızlıkla bekliyoruz...

0 YORUM: