Bu karda baharda diye başlıyor bu yazı … Sakın ha söz sanatı ya da kelime oyunu yaptığım sanılmasın, martın ortasına geldiğimiz halde (ki bugün martın 19’u) dışarıda kar yağıyor. “Bu karda baharda” sözcüğünü kullanmak istemediğim halde mecbur kalıyorum “bu karda baharda” demeye . Aslında bu yazı “bahar” yazısı olacaktı; içinde çiçeklerin açtığına, her yerin yemyeşil olduğuna, kırlara çıkıldığına, baharın yüreğimizin solmayan yanı olduğuna dair kelimeler olacaktı ama kar yağıyor işte, karın yağmasını kimse durduramıyor. Kar bahar ayında yağdığını anlamış olsa gerek yağmak için karanlığın çökmesini beklemiş, o da hoşnut değil bahar ayında yağmaktan…Belki bu yağan yılın son karı, çocuklar yılın ilk karını karşılar gibi heyecanlı, karın artmasını ve yarın kartopu oynamayı istiyorlar. Yaşlılar soğuklar bitmedi mi diye şikayet edip karı eze eze evin yolunu tutuyor... Memurlar ödeyecekleri yakıt parasını nasıl denkleştireceklerini düşünüyorlar kara kara…
Bu karda baharda, Ankara Altındağ’da bir genç kız beyaz hayallere dalmış, hayal bu ya; beyaz atlı prensinin çıkıp gelmesini, onu uzaklara, belki de denizi olan bir şehre götürmesini düşlüyor, sobanın üstünde öylece duran çaydanlıktaki su gibi kızın yüreği, kaynıyor ama taşamıyor.
Bu karda baharda Mamak’lı Hüseyin yeni bir işe başlamış gözlerinin içi gülüyor. Araya
arkadaşlarını koymuş bu işi bulmak için Kızılay’da "vergi iade zarfı" satıyor, vergi iade zarfı deyip geçmeyin araya adam koyulup bulunan bir iş bu ülkemizde, yaza doğru şeffaf askı,yara bandı işine de girdi mi hele Yükselde hediyelik eşya standı açacak parayı biriktirdi mi o zaman görün Hüseyin’i...Hüseyin’in işe başladığı günü beklemiş sanki kar, umutları gibi beyaz... Belki her gün yanından geçiyoruz ama hiç birimizin Hüseyin’in gözlerindeki ışıltıyı görmeye zamanı yok...Bu saatte ve bu mevsimde Ankara’ya yerini ve zamanını şaşırmış bir kar yağıyor, ben içinde “kar” geçen şiirleri düşünüyorum ve sadece şu iki dize geliyor aklıma;
“Pencereden kar yerine kir geliyor
Kardelenler kar yerine kir deliyor”
Hafızamı zorluyorum ama boşuna, aklıma başka dize gelmiyor, zamansız yağan kar hafızamı dondurmuş, şiirin diğer dizelerini hatırlayayım diyorum o da olmuyor, şairin adı: o da yok, bu şiiri ne zaman nerede okumuşum veya kimden dinlemişim o da gelmiyor aklıma, aklımda bir tek bu iki dize ve martın ortasında yağan kar var…
Bu dizeler günümüzü açıklıyor sanki diyorum kendi kendime , karamsar olabilir ama bu şiir öyle ve aklıma gelen tek kar şiiri… şiirin devamını hatırlasam daha iyimser dizeler çıkacak belki ortaya ama aklımda kalanlar sadece bunlar ... Sonra şiire ve şairine hak veriyorum, her şey hızla kirleniyorsa “kar” ilk kirlenen olacak diyorum renginden dolayı...
Bu karda baharda Ankaranın yolları, caddeleri, çatıları, sokakları bembeyaz olmuş...
Kar baharda da yağsa, kirli de yağsa insanların umut büyütmesine engel olamıyor…
Bu karda baharda, insanlar bahara hazırlanıyor, kimi karda yürüyor, kimi pencereden karı izliyor, kimi karın yağdığından habersiz…
Bu karda baharda, insanlar yersiz yağan kara aldırmadan devam ediyor bembeyaz düşler görmeye….
Bu karda baharda…
___________________________________________
* Öteki Sosyal Hizmet Dergisinin 2. Sayısında Yayınlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder