ALIŞ(MA)MAK ÜZERİNE...

Çocukken hava kapalı olunca yaptığımız bütün planlar alt üst olurdu. Denize gitmek, pikniğe gitmek bütün bunlar havanın açık ya da “güneşli” olmasına bağlıydı. Kapalı hava evde oturmak,sıkılmak ve güneşin çıkmasını beklemek anlamına geliyordu; güneşli günler dışarıda olmak ve oyun oynamaktı. Belki bu yüzden sabah uyandığımda güneşi görememek, gökyüzündeki pus rengi bulutlarla güne başlamak hala içimde bir sıkıntı yaratır, hele bir de hava soğuksa sıkıntı biraz daha artar.

Çevremdekiler bu havalara zamanla sen de “alışırsın” diyorlar ama benim alışmaya pek niyetim yok. Nasıl ki karanlığa alışmayı kabul etmediğim için aydınlıktan yana olmayı seçtiysem sabah uyandığımda güneşi gör(e)memeye de alışmayacağım.

Alışmak kabul etmek değil midir ?

Karanlığa alışanlar, aydınlık günler için çabalamamayı, susmayı kabul edenler değil mi ?

Kar altında kalmaya alışanlar, bahara ve denize ulaşmayı göze al(a)madıklari için kabul etmediler mi bu karlı ve puslu havayı…

Alışmayacağım işte, ne ne kar güzellemelerine ne de puslu hikayelere…

Alışmak, karanlığı kabul etmek ve karanlığın bir parçası olmak değil midir ?

İnsanların arasındaki sınırlara, büyük yalanlara, karanlığa karşı susmaya ve her şeyi kabullenmeye alışmayacağım.

Başımıza ne geldiyse kolay alıştığımız için gelmedi mi ?

Yitip gitmelere bile alıştık diyordu biri… Hem de göz göre göre… Alışmasaydık yitirir miydik insanları…

Gelecek için düşler kurmamaya, bize biçilen rolleri kabul etmeye, anlık ilişkilere, anlık yaşamaya alıştırmaya çalışıyorlar bizi...

Yaşlı bir amca şunları söylemişti alışmakla ilgi;
“Kötü bir koku duyunca önce burnumuzun direği kırılacak gibi olur ama zamanla kokuyu almaz oluruz”.

İşte bu kötü kokulara, kötü yalanlara, geleceğimiz körelten hikayeler dinlemeye alışmayacız…

Hayaller kurmalıyız, düşler mayalamalıyız gelecek günler için…
Şairin dediği gibi;
“Kar altında, deniz düşü görmeliyiz”

Denize varmak için, bahara ulaşmak için çabalamalıyız, karanlığa, karlı,puslu havaya ve kötü kokulara alışırsak kayboluruz…

Bir gün uyandığımızda karanlığı yok eden, karları eritip puslu havayı dağıtan bir güneşle karşılaşacağız ve masmavi göğe bakıp “güneşli günlere merhaba” diyeceğiz…

İşte bu yüzden,

Uyandığımızda güneşi görmemeye;

ALIŞ-MA-MA-LI-YIZ…
_____________________________________________

* Öteki Sosyal Hizmet Dergisinin 1. sayısında yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok: